Taylor Swift geçen ay, eserlerinin layıkıyla değerlendirilmediğini
düşündüğü için Spotify platformundan tüm katalogunu çektiğini açıklamıştı. Swift’e
göre, sanat eserlerine bizzat onu üretenlerin yani sanatçıların değer
biçebilmeleri gerekmekte ve günümüzdeki online streaming (çevrimiçi müzik
dinleme) platformları nedeniyle bu husus rafa kaldırılıyor. Yani eser
sahiplerine hak edilen oranlarda ekonomik geri dönüş sağlanmıyor (royalty
ödemelerinden bahsedilmekte).
Evet güzel ama bununla birlikte zaten müzik piyasasının
hiçbir zaman bu şekilde bir yapılanmaya sahip olmadığı akıllardadır umarım. Küresel
kapitalist dünyada dev şirketler güdümünde belirlenmek zorunda bırakılan
piyasalar sanıyor musunuz ki streaming platformları var olmadan önce
sanatçılara adil ödemeler yapıyorlardı?!
Bu açıdan konuya yaklaşınca işi toptan iptale götürmek ve
sistemsel kırılma yaratmak tek çare gibi duruyor…
Ama mevcut tartışmalara sistem içinden bakışla yaklaşırsak,
Spotify günümüzün hızlı değişen müzik endüstrisinde rakibi olan diğer streaming
platformlarına göre daha adil davranabiliyor. En azından sanatçıların çoğu böyle
düşünmekte. Taylor Swift’in gündeme oturan hamlesiyle elde etmeye çalıştığı ise,
Spotify’in yoğun kitlelere ulaşmasını sağlayan “freemium” üyelik yapısıyla dinleyicilerin
tüm kataloglara ücretsiz olarak erişim sağlayabilmesinde değişiklik. Swift,
kendi katalogunun bu sınıftan çıkarılarak “Spotify Premium” yani aylık ücretli
abonelikle dinlenebilen tarafa alınmasını talep ediyor.
Spotify kurucusu/CEO Daniel Ek ise ısrarla mevcut yapılarını
değiştirmeyeceklerini, freemium ve Premium için farklı sınıflandırmaların
mümkün olmadığını, her ikisinde de tüm katalogların açık olduğunu dile
getiriyor.
Daniel Ek, öncelikle global müzik endüstrisinin içinde
bulunduğu durumu değerlendiriyor ve 2014 yılında 30 yeni ülkede faaliyete
başlayan Spotfy’in misyonunun geleceğin müzik dinleme anlayışı olduğunu
vurguluyor. Yani artık kasetten albüm CD’sine, oradan single çalışmalara,
internet bazlı satışlara doğru evirilen müzik dinleme olgusu, yerini online
streaming ile ücretsiz dinlemelere doğru bırakıyor.
Ek, aslında dinleyicilerin freemium üyelikle istediği
müzikleri ücretsiz dinlerken arka planda müzik endüstrisine katkının devam
ettiğinin altını çiziyor. Burada iki nokta var; ilk olarak reklam gelirleri
vasıtasıyla dinleme başına belirlenen oranlarda yine sanatçılara geri ödemeler
yapılmakta. İkinci olarak da freemium üyeliğin yaptıkları araştırmalarla Premium
(ücretli) üyeliğe dönüşme oranının da giderek arttığını vurguluyor Daniel Ek.
Yani Spotify’a göre, dinlenen eserler hala bir ticari değere sahipler.
Tabii ki burada Premium üyelikte dinleme başına ödeme ile
freemium arasında fark olduğunu belirtmekte fayda var, Premium her zaman
sanatçılar için daha önemli bir gelir üretiyor. Taylor Swift de zaten bunu
talep ediyor esasında. Fakat Ek bu konuda farklı düşünüyor. Ona göre, Spotify
gibi bir araç olmasa da günümüzde insanlar bir şekilde aradığı müziği ücretsiz
dinlemeyi başarıyorlar. Bilindiği gibi pek çok korsan kanaldan istenen müziğin
bedava dinlenmesi mümkün! “Spotify hala sanatçılara geri ödemeler yapmaktayken
bu itirazın sebebi ne?”, diye sormadan edemiyordur herhalde Daniel Ek…

Olay endüstrideki kırılmada yatıyor. Swift ve onun gibi
düşünen pek çok müzik insanı albüm satışlarının azalmasının yarattığı
travmaları yaşıyorlar ve bu konuda da oldukça haklılar. Swift, “Gittiğim her
yerde müzik satışlarının her geçen gün daha da kötüleştiği konuşuluyor ama
insanlar hiç bir şey yapmıyor, var olan araçlarla –Spotify vurgulanıyor burada-
yollarına devam etmeyi sürdürüyorlar” şeklinde konuşuyor. “Halbuki sanatçılar
için dijital satışlar ve iTunes gibi platformlardaki download getirileri Spotify’a
göre çok daha yüksek.”
Hemen birkaç istatistik de verelim. Öncelikle Spotify,
gelirlerinin %70’ini plak şirketlerine tahsis ettiğini ve bu konuda oldukça
şeffaf davrandıklarını ifade ediyor. Swift’in plak şirketi Big Machine, “ülke
içi streaming” olarak geçen yıl 500bin$ Spotify’dan kazanıldığını açıklamış.
Spotify ise “global streaming” gelirleriyle bu oranın Taylor Swift için
2milyon$ olduğunu vurguluyor. Bana pek de az gelmedi bu rakamlar yahu?!
Ama işin içinde karmaşık kapitalist şirketler olunca sanatçı
ödemeleri güme gidebiliyor. Çünkü bu örnekte Swift’in haklarını elinde tutan
Universal, bu 2milyon Dolarcık ödemeyi alıyor ve Swift’in plak şirketi Big
Machine de bundan bir miktar kesiyor. Neticede Swift’e tam olarak ne ödendiğini
hesaplayabilmek imkansız… Anlaşılan bu paralar sanatçılara erişemiyor maalesef,
işte olayın özü bu!
Bir de müziğin kayıt altına alınamadığı yılları düşünsenize…
Canlı performansların haricinde hiçbir şekilde müzik dinleme
imkânının olmadığı yılları…
Seçkin zümrelerce dinlenebilen müzik ile halk müzikleri
arasındaki farkları, canlı söyleyemeyen/çalamayan sanatçının müzik dünyasında
yerinin olmadığı o zamanları…
O halde tartışmaya devam! :)
Meraklısı için Taylor Swift’in bu konudaki bir röportajı:
Bu da Spotify’ın karşı savunması diyelim: